|
KIRLANGICIN GAGASI
Datça hakkında güneş güzel şeyler söyler turuncu diliyle, deniz dalgalı kucağıyla. Datça’da badem çiçekleri beyaz sözcükler fısıldar, kekikler dile gelir kokularıyla. Knidos Feneri bir sevgili gibi göz kırpar gemicilere, dolunay aşıklara gümüşten yürekler indirir. İlkbahar papatyaca konuşur bu yarımadada; gelincikce de bilir, orkidece de, otca da… Ama zeytin ağaçları hepsinin söylediğini anlar! Binlerce yıldır buradadır çünkü. Datça konuklarına cömerttir nereden gelirseniz gelin; ister denizden, ister karadan. Can Yücel “Anadolu’nun uzak zürafası” der onun için; ne de güzel der. Gerçekten de bir zürafa boynu gibi uzanır denize. Su içer gibi durur. Benim için ise, “kırlangıcın kanadı”dır Datça Yarımadası. Akdeniz ve Ege kıyılarında ilkbaharın müjdecisi olan bir kuşun sonsuza uçar gibi geçişidir yanıbaşımdan. Ben o müjdeyi, kanat çırparken Aşina’nın havuzuna gagasını hızla daldırıp çıkaran kırlangıçtan alırım. Tam o sırada karşıdaki Simi Adası’nı örten pus dağılır ve gemiler, yelkenliler, tekneler görünür. Halikarnas Balıkçısı’nın sesini duyar gibi olurum: “Merhabaaaaa…”
Aşina’nın bahçesinde, denize bakan uçta oturursanız eğer, - ki ben oraya da “kırlangıcın gagası” diyorum - Akdeniz’le göz göze gelirsiniz; Ege Denizi de biraz kıskanç, “Knidos’un ardındayım ben de,” der, “beni sakın unutma!” Aşina’da yalnızca dertler tasalar sıkıntılar unutulur. Denize dair hiçbir şey unutulmaz. Keklik sesleri, küçücük gizli koyların güzelliği, zeytinyağının altın rengi anımsanır. İçeride, duvarlarda asılı duran Bülent’in fotoğrafları çiçekleri düşürür aklımıza. Üstümüz başımız çiçek tozu olur. Aşina, yolcunun hem ilk hem de son durağıdır çünkü; kara biter deniz başlar, damlalardan bir sayfa açar önünüze. İster için, ister yıkanın, ister aralarına karışıp akın diye…
Fotoğraf Sanatçısı, Şair - Yazar
Akgün Akova
'Bu kapıdan içeri giren herkes, üç yıllık seyahatim boyunca pek rastlamadığım bir tarzda el üstünde tutuluyor. Ve en önemlisi, bunu yaparken her şey öyle yapmacıksız, öyle sıcak ki…
Manzaranız, yemekleriniz baştan çıkarıcı. Ama bu ekip, izbe bir binada da olsaydı, aynı şeyleri hissedeceğime eminim. Unutmayın ki; ben sizi 4 gün boyunca havuzunuza girmeden ve güvertenize çıkmadan sevdim! Yolculuğumun tadı damağımda kalan bu durağı için hepinize teşekkürler.'
Reyan Tuvi Hürriyet Seyahat 06.09.2005
|